Misak-ı Milli gerçek olacak mı?

Misak-ı Milli gerçek olacak mı?

16 Şubat 2020 Saat: 01:05

Misak-ı Milli sınırlarımız hakkında oldukça fazla yazı yazılmıştır. Bu konu hakkında biz de birşeyler karalayalım dedik.

Misak-ı Milli gerçekleşecek mi? Milli hassasiyetleri yüksek olan insanlarımızın hayallerinden biri de Misak-ı Milli'nin bir gün gerçekleşebilmesi ihtimalini hayal etmeleridir.

Ben de bu yazı da bu ihtimalin gerçekleşebilme ihtimali var mı? Yoksa sadece hayal olarak mı kalacak. Bununla alakalı birşeyler karalamak isterim.

Misak-ı Milli ilan edildiği tarihlerde Anadolu ve Trakya işgal edilmeye başlanmıştı. Bir tarafta İngilizler, bir yanda Fransızlar, öbür tarafta İtalyanlar. Hatta Rus işgalinde olan bölgelerimiz de vardı. O imkansızlıklara ve onlarca savaş görmüş ve bu savaşlarda çok yıpranmış bir topluma rağmen  Anadolu ve Trakya'nın bir kısmı kurtarıldı.

Bunu bağımsızlığa ve Türk Milletine inanmış kişiler yaptı. Önderleri de Mustafa Kemal Paşa idi. Mustafa Kemal Paşa Türk Milletinin kurtarıcısı olduğu için kendisine Atatürk soyadı verildi. Peki Mustafa Kemal Paşa olmasa bu topraklar kurtarılamazmıydı? Tabi ki kurtarılırdı. O dönemin mücadeleci komutanları ve önderleri Mustafa Kemal Paşa'yı seçmişlerdi.

O olmasa başka bir isim de olabilirdi. Atatürk ve silah arkadaşlarını tekrardan özlem ve saygı ile anıyoruz. Şimdi asıl konumuza dönelim. Misak-ı Milli sınırlarımızda olan Hatay için Atatürk yıllarca mücadele verdi. Hatta ölüm döşeğinden kalkıp Fransızlara göz dağı için Mersin'e gider. Hatay'ın Anavatan'a katılması canından daha önemlidir. Atatürk'ün vefatından bir yıl sonra da olsa Hatay Anavatan'a katılır. Şimdi biraz daha yakın zamana gelelim. Kıbrıs'ta Türklere baskılar yapılmakta, Türk halkı da baskı ve katliamlardan kurtulmak için Türk Mukavemet teşkilatını kurmuştur. Ancak Türk halkının bağımsızlığı için bu yeterli değildir. Eninde sonunda Kıbrıs Türk halkına da bağımsızlığı Türk Devleti tarafından verilmiştir. Dünya bağımsızlığını tanımasa da orası artık bir Türk toprağıdır. Dünyanın tavrı böyle devam ederse Anavatan'a ilhakı da hep gündemde olacaktır.

Bugüne gelecek olursak, hükümetlerin politikaları ne olursa olsun Devletin payidar olduğunu yakın tarihte görmüş olduk. Devletin bütün kurumlarını ele geçirdiğini düşünen bir örgüt darbe yapmaya çalıştı. Ama Devlet asıl darbeyi onlara yaptı. Ardından da Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Harekatlarıyla yine Misak-ı Milli sınırları içerisindeki topraklara girdi. Son olarak ta Resulayn ve Tel Abyad'a operasyon yapıldı. İnsanlarımız biraz sabırsız olduğu için herşeyin anında yapılmasını istiyor. Ama bu işler böyle gerçekleşmez. Herşeyin bir yeri ve zamanı vardır. Doğu Akdeniz'de de çok fazla gürültü koptu. Ama şu an baktığımızda ibreler Türkiye'nin lehine işliyor. Batı Trakya, Kerkük ve Batum'da ilerleyen yıllarda bugün ki gibi tartışmalar olacak. Devletler insanlar gibi yaşlanıp ölmez. Yapması gerekeni zamanı gelince yapar. Bekleyip görelim.